Rivayetlere göre, yeryüzüne hâkim olan Zülkarneyn’in (a.s.) vefatından önce bıraktığı vasiyet, dünya malının geçiciliğini hatırlatırken, âlimlerin açıklamaları ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) nasihatleriyle ibretli bir tablo sunuyor.
Rivâyete göre yaptığı seferlerle yeryüzünün tamamına hâkim olan Zülkarneyn -aleyhisselâm- vefatından evvel şu vasiyette bulunmuştur:
“Beni yıkayın, kefenleyin! Sonra bir tabuta koyun! Yalnız kollarım dışarıya sarkık kalsın! Hizmetkârlarım arkamdan gelsin! Hazinelerimi de katırlara yükleyin! Halk, benim son derece ihtişamlı bir saltanat ve dünya mülküne rağmen eli boş gittiğimi, hizmetkârlarımın da, hazinelerimin de bu dünyada kaldığını, benimle beraber gelmediğini görsün! Bu yalancı ve fânî dünyaya aldanmasın!..”
HZ. ZÜLKARNEYN’DEN (A.S.) İNSANLIĞA VASİYET: DÜNYA MALI MEZARA GELMEZ
Âlimler bu vasiyeti şöyle îzah etmişlerdir:
“...Dünya, baştanbaşa benim idârem altında idi. Sayısız hazinelere sahip oldum. Fakat dünya nîmetleri kalıcı değildir. İşte gördüğünüz gibi mezara eli boş gidiyorum! Dünya malı dünyada kalır. Siz, âhirette faydası olacak işlere bakın!..”
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de biz ümmetine şu hikmetli nasihatte bulunmuştur:
“...Size beş haslet vasiyet ediyorum ki Allah onlarla sizin için hayır hasletlerini kemâle erdirsin:
Yiyemeyeceğiniz şeyleri toplamayınız;
İçlerinde oturamayacağınız binalar yapmayınız.
Yarın bırakıp gideceğiniz şeylerde başkalarıyla çekişmeyiniz.
O’na kavuşup huzûrunda toplanacağınız Allah’tan korkunuz.
Varacağınız ve orada ebedî kalacağınız yer için hazırlıkta bulununuz.” (Ali el-Muttakî, Kenzü’l-Ummâl, hd. no: 1363)
Velhâsıl son nefeste aldandığını anlayıp da dünyayı suçlamak faydasızdır. İnsan, dünya nîmetleri peşinde koşarak îman ve fazîlet hayâtına girmemekle ancak kendine yazık etmiş olur. Bitip tükenmek bilmeyen emeller, gelgeç sevdâlar ve fânî lezzetler uğruna sonsuz bir istikbâli hebâ etmek ne hazindir. Düşünmek gerekir ki, ne dünyada ölümden kaçacak bir zaman ve mekân, ne kabirde tekrar geriye dönecek bir imkân, ne de kıyâmetin şiddetinden sığınacak bir barınak vardır.
Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlakından 1, Erkam Yayınları
İslam ve İhsan