"En fecî hastalık, kalbin Hak’tan gâfil olmasıdır." Hz. İsa (a.s) ile dertler içinde marifetullah lezzetine ermiş bir arifin ibretlik diyaloğu: Bedenin çilesi, ruhun bayramına engel mi?
Rivâyete göre Îsâ aleyhisselam, teninde alacalar bulunan ve iki şakağı da çökmüş bir şahsa rastladı.
ALLAH İLE OLANA GAM-KEDER YOK!
O şahıs, üzerindeki hastalıklara aldırmayıp:
“–Yâ Rabbi! Sana sonsuz hamd ü senâlar olsun ki insanların pek çoğunu müptelâ kıldığın dertten beni halâs eyledin!..” diyordu.
Îsâ aleyhisselam, muhâtabının kalbî derinliğini yoklamak maksadıyla ona:
“–Ey kişi! Allâh’ın senden giderdiği hangi dert var ki?!.” dedi.
Hasta şöyle cevap verdi:
“–Ey Rûhullâh! En fecî hastalık ve belâ, kalbin Hak’tan gâfil olmasıdır. Şükürler olsun ki Allah Teâlâ, beni bundan muhafaza buyurmuştur. Zira ben, Cenâb-ı Hakk’ın kalbime verdiği mârifetullah lezzeti ve huzuru içindeyim. Onun dışındaki dünya nîmetlerini (ve musîbetlerini) görmüyor ve hissetmiyorum bile.”
Hisse:
Kul, Cenâb-ı Hakkʼa yaklaştıkça, dünyevî çile ve ıztırapların gönüldeki tesiri azalır. Zira Cenâb-ı Hakʼla beraberliğin mânevî hazzı, bütün ıztırapları unutturur. Hattâ cefâlar safâya, zahmetler rahmete dönüşür.
Bu bakımdan dünyanın en mesʼut insanları; her istediğini, dilediği anda bulabilenler değil, Rabbini her an kalbinde bulabilen ârif mü’minlerdir.
Atâullah el-İskenderî Hazretleri’nin şu niyâzı, gerçek bir îmânın gönle bahşettiği huzur hâline, ne güzel bir misaldir:
“Yâ Rabbi! Sen’i bulan neyi kaybetti? Sen’i kaybeden neyi buldu?..”
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Mü'minin Gönül Ufku, Erkam Yayınları
İslam ve İhsan