Reklam Alanı728 × 90 — Detay Sayfası Banner
💡 Tarihimizden Kıssalar

Abdullah Bin Mesûd’un Mânidar Tespiti

✍️ İslami Kıssalar Editörü
📅 17 Mart 2026
📖 2 dk okuma
👁 22 okuma
☆☆☆☆☆ Henüz puanlanmadı
Abdullah Bin Mesûd’un Mânidar Tespiti
Yazı Boyutu:
🔊 Web Sesli Okuma
Abdullah Bin Mesûd’un Mânidar Tespiti
Hazır
Tarayıcınızın yerleşik Türkçe sesiyle kıssa okunur. Ses kalitesi cihaza göre değişebilir.
Reklam Alanıİçerik üstü — 728 × 90

İbn-i Atâullah el-İskenderî Hazretleri, şeyhi Ebuʼl-Abbas el-Mürsîʼnin Ramazân-ı Şerîfʼte Kurʼân-ı Kerîm ile ünsiyetini nasıl anlatıyor?

İbn-i Atâullah el-İskenderî Hazretleri, şeyhi Ebuʼl-Abbas el-Mürsîʼnin Ramazân-ı Şerîfʼte Kurʼân-ı Kerîm ile ünsiyetinden bir manzarayı şöyle tasvîr ediyor:

“Kurʼân okuduğunda; «Sanki bütün âlem onu dinliyor!» zannedersin. Senenin birinde terâvih namazı kıldırdı; «Bu Ramazan sanki Kurʼânʼı Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-ʼe okuyor gibi hissediyorum!» dedi. İkinci Ramazan geldiğinde; «Bu sene Kurʼânʼı sanki Cebrâil -aleyhisselâm-ʼa okuyor gibiyim!» dedi. Üçüncü sene geldiğinde; «Bu sene Kurʼânʼı sanki Allah Teâlâʼya okuduğumun hissiyâtı içindeyim!» dedi.”

Ramazân-ı Şerîf, Kurʼân-ı Kerîmʼin indirildiği aydır. Dolayısıyla bu mübârek ayda Kurʼân-ı Kerîm ile daha yüksek keyfiyette bir meşguliyet gerekir. Bilhassa onu yeni nâzil oluyormuş gibi bir gönül vecdiyle okumalı, ilâhî beyanların aynasında hâlimizi gözden geçirmeli, hatâ ve kusurlarımızı tespit edip telâfisi için samimiyetle gayret göstermeliyiz.

Yine Kurʼânʼın yalnızca “mukâbele”siyle yetinmeyip “muâmele”siyle de meşgul olmalıyız. Zira Abdullah bin Mes‘ûd -radıyallâhu anh-’ın şu tespiti ne kadar mânidardır:

“Kur’ân, kendisiyle amel edilsin diye indirilmiştir. Fakat insanlar onu sadece okumayı amel edindiler!..” (Bkz. Serahsî, Mebsût, I, 200, Beyrut, 1331)

Velhâsıl Kurʼân-ı Kerîmʼden lâyıkıyla istifâde edebilmek için; ona edeple yaklaşmak, huşû ile dinlemek ve titizlikle yaşayıp yaşatmaya çalışmak îcâb eder.

Diğer taraftan, herkes aynı rahle başında oturup Kur’ân okuyabilir. Fakat herkes onun mânâ ikliminden, kalbî derinliği nisbetinde, farklı derecelerde nasipler alır. Tıpkı bir denize kıyısından bakanların onun sathını görmesi, mâhir dalgıçların ise, indikleri her derinlikte bambaşka manzaralar seyretmeleri gibi. Kur’ân-ı Kerîm de kişinin kalbindeki takvâ seviyesine, yani Hakkʼa yakınlık ölçüsüne göre, sır ve hikmetlerini açar.

Bu sebeple müʼmin, abdestini alırken ağzını yıkayıp onu Kurʼân-ı Kerîm tilâvetine lâyık bir zâhirî temizliğe kavuşturduğu gibi; yalan, gıybet, dedikodu, iftira ve benzeri günahların kirini tevbe, istiğfar ve gözyaşı ile yıkayıp kalbini de mânevî bir temizliğe tâbî tutmalıdır. Zira Kurʼân-ı Kerîm, asıl kalp ile okunur. Gözün vazifesi, kalbe bir nevî gözlük olmaktan ibarettir. Temiz bir kalple okunmayan Kurʼânʼdan gerçek mânâda feyz ve rûhâniyet alınamaz.

Bunun içindir ki Hazret-i Osman -radıyallâhu anh-:

“Eğer kalpleriniz tertemiz olsaydı, Allâh’ın kelâmına doyamazdınız.” buyurmuştur. (Ali el-Müttakî, II, 287/4022)

Şunu da unutmayalım ki Kurʼân-ı Kerîm azîzdir, indiği her yere izzet, şeref, kıymet ve bereket bahşeder. Nitekim bu hakîkate binâen, ârif bir zât şöyle demiştir:

“Kur’ân-ı Kerîm’i Cebrâîl -aleyhisselâm- indirdi, meleklerin en fazîletlisi oldu.

Kur’ân-ı Kerîm, Hazret-i Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e indi. O, kendisinden önceki ve sonraki bütün insanların seyyidi oldu.

Kur’ân-ı Kerîm, Ümmet-i Muhammed’e indi. O ümmet, ümmetlerin en hayırlısı oldu.

Kur’ân-ı Kerîm, Ramazan ayında indi. O ay, on bir ayın sultanı oldu.

Kur’ân-ı Kerîm, Kadir Gecesi’nde indi. O gece, bin aydan daha hayırlı oldu.

Eğer Kur’ân-ı Kerîm, senin de kalbine ve hayatına inerse, insanların en hayırlılarından olursun!”

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Altınoluk Dergisi, 2026 – Mart, Sayı: 481

İslam ve İhsan

Reklam Alanıİçerik arası — 728 × 90
Kaynak
islamveihsan.com
Kaynağı aç
💬 Yorumlar (0 yorum)
Bu kıssayı puanla:
Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor. İlk yorumu sen yapabilirsin.