Bismillahirrahmanirrahim. Yüce Allah Kuran-ı Kerim'de Hz. Yusuf'un kıssasını "ahsenül kasas" (kıssaların en güzeli) olarak nitelendirmiştir. Bu kıssada, imtihanların ardındaki ilahi hikmeti, sabrın meyvesini ve Allah'a tevekkülün bereketini görmekteyiz.
Kardeşlerin Kıskançlığı
Hz. Yakup'un on iki oğlu arasında Yusuf, babasının özellikle sevdiği bir çocuktu. Allah ona güzel bir yüz ve derin bir anlayış vermişti. Bir gece Yusuf, rüyasında on bir yıldızın, güneşin ve ayın kendisine secde ettiğini gördü.
"Hani Yusuf babasına demişti ki: 'Babacığım! Gerçekten ben (rüyamda) on bir yıldızı, güneşi ve ayı gördüm; onları bana secde ederken gördüm.'" — Yusuf Suresi, 4. Ayet
Kardeşleri, babasının Yusuf'a gösterdiği sevgiyi kıskandılar ve onu ortadan kaldırmayı planladılar. Onu kuyuya attılar ve kanlanmış gömleğiyle babaları Hz. Yakup'a döndüler.
Mısır'daki Yıllar
Kervancılar Yusuf'u kuyudan çıkararak Mısır'a götürdü ve onu köle olarak sattılar. Mısır'ın azizinin evinde hizmet etmeye başlayan Yusuf, dürüstlüğü ve Allah'a olan bağlılığıyla kendini ortaya koydu.
Azizin hanımının kurduğu tuzağa rağmen namusunu koruyan Yusuf, suçsuz olmasına karşın yıllarca zindanda kaldı. Ancak o her koşulda Allah'a şükretti ve dilini kirletmedi.
Sabrın Ödülü
Firavun'un gördüğü rüyayı tabir eden Yusuf, zindandan çıkarılarak Mısır'ın hazinelerinden sorumlu kılındı. Yıllar sonra kardeşleri kıtlıktan dolayı Mısır'a geldiğinde Yusuf onları affetti ve şöyle dedi:
"'Bugün size hiçbir başa kakma ve ayıplama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.'" — Yusuf Suresi, 92. Ayet
Bu kıssa bize gösteriyor ki Allah'a gerçek anlamda tevekkül eden ve sabreden kullar için mutlaka bir çıkış yolu vardır. Kuyudan taht'a uzanan bu yolculuk, her müslümanın güç anlarında sığınacağı manevi bir liman olmaya devam etmektedir.